13 Mayıs 2009 Çarşamba

Zeytin ağacı - Olive tree - Maslina

Zeytin agaci, Teleferik Izmir, 2009 - Olive tree, Teleferik Izmir, 2009

"...Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından..."

"...I mean, you must take living so seriously that even at seventy, for instance, you'll plant olive tree, not for your children, either,but because although you fear death you don't believe it, because living, I mean, weighs heavier..."

NAZIM HIKMET RAN ( Yasamaya Dair- On Living 1947)


Zeytinlikte bir bahar gunu, 1997 Cesmealti-Izmir- A spring day among olive trees, 1997 Cesmealti-Izmir


Olive tree in Teleferik Izmir - Izmir Teleferik`te zeytin agaci, 2009


SİTEM
Önde zeytin ağaçları arkasında yâr
Sene 1946
Mevsim Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.
Yâr yâr!..
Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yâr yâr
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU (1911-1975)

Zeytin agaci-Olive tree, Teleferik Izmir 2009



Copyright © 2009 Sibel Gögen

5 Mayıs 2009 Salı

THE MUSSEL HUNTER -MIDYE AVCISI


Midye Avcilari, Inciralti Balikci Barinagi, Aralik 2008, Izmir - Mussel Hunters, Inciralti fishermen`s cove, December 2008, Izmir

...

The Mussel Hunter
Like an astronaut on a spaceflight, he was moving slowly. Tied to an old wooden spacecraft with a mossy rope, he was wearing a water-resist suit completed with a handmade waistcoat and a grey beret. A red sack was elegantly floating behind him on the infinite foggy blue. His legs were not seen, while his wet hands were slowly dipping the shovel, scraping the sand and then filling the worn sieve.
As if in California Gold Rush, his eyes were shining brightly with each black jewel appearing among the sand on the sieve. He was diligently combing out his treasure and filling the red sack tied on his waist.
Shouldering on the shovel and proud of his shiny treasure in the red sack, he hit the road with the old boat. The infinite blue was turning to a golden color as if the bright stars of a close galaxy were blinking in the seashore.
He had never seen a sea or mussels until he left the far village to earn enough money for his wedding. His fiancée gave him the waistcoat and the beret with tears on her eyes and warned him not to get cold. Yet, water drops were flowing over the yellow rubber boots, forming a small lake around his feet. He wrapped himself to the soaking wet waistcoat.
He dreamt of their wedding ceremony with golden jewels on her beloved’s white wedding dress. They will be sitting in one of the bright seaside cafes to order stuffed mussel served with lemon. He will gently open each black shiny shell, squeeze the lemon in them and put in her tiny pink mouth. She will be feeling the delicious taste of the each black jewel, while watching the slowly moving mussel hunters in the infinite blue.

© Mussel Hunter by Sibel Gögen (April 2009 )

Midye Avcilari, Inciralti Balikci Barinagi, Aralik 2008, Izmir - Mussel Hunters, Inciralti fishermen`s cove, December 2008, Izmir


Copyright © 2009 Sibel Gögen

27 Nisan 2009 Pazartesi

Bence sen de şimdi herkes gibisin

Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
çektim kuyudan suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
NAZIM HIKMET RAN
BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

NAZIM HIKMET RAN

HASRET

Yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
Koşuyorum ardından.

NAZIM HIKMET RAN


Copyright © 2009 Sibel Gögen

26 Nisan 2009 Pazar

Bistra Voda - Berrak Su - Clear Water

Gocek Koyu-Gocek Cove, Turkey,2007

BISTRA VODA
Pitao sam neke ljude u mome kraju
gdje mi duša stanuje
Jer tajnu za mene
kažu kriješ draga
Pitao sam da mi vrate
ono vrijeme, dane, sate,
proljeće
Na ljubav miriše
Tako kažu
Rodi meu majsku zoru
Kupaj meu bistroj vodi
Čuvam jedan cvijet
kad svi drugu odu
Čuvam te
dok sam živ

REGINA

Fethiye-Turkey, September 2008

Antalya Duden Falls, March 2007-Turkey

Fatsa - Turkey, June 2008



Denizin Delisi


Unutmak mı?
Delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi,
O ne kadar giderse.

Özdemir ASAF

Pelit Tepesi - Pelit Hill, Bolaman-Turkey, July 2008

Phaselis Kemer, Antalya Turkey, November 2008


Vilnia Nehri- Vilnia River, Villnius Lithuania, February 2006

Ankara, Dikmen Vadisi-Dikmen Valley of Ankara, Turkey, Fall 2008
Seals Siesta, La Jolla Coves, California-USA, 2005


Bodrum Castle, Turkey, July 2007

Phaselis-Kemer Antalya, November 2008

Bodrum-Yalikavak, Turkey, July 2007

Bodrum Gumusluk, July 2007
Latin Koprusu, Saraybosna-Latin Bridge, Latinska Cuprija, Sarajevo May, 2007, Bosnia and Herzegovina

My sister, Vilnius River, Lithuania, February 2006


FERMAN

Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Bazı nehirler tükenmek için akar
Günlerce gezdim bu mısraın haysiyetiyle
Benimdir
Sormuştun bir keresinde
Sen çok aşık olmuşsun bense ilk
Yalnızca buymuş gibi aramızdaki eşitsizlik
Oysa aşk siyasetnamedir
Sınıf duvarlarına asılan ferman kesinliğinde
Evet, çok aşık oldum senden önce
Ama seninle öğreniyorum sevmeyi
Kırk yılda öğrendim şu kadarcık gerçeği
Şimdi hem aşığım sana hem seviyorum seni
Sırf bu sözün hatırına yirmi yıl sonra yeniden oku bu şiiri
Senindir
Ferman senindir

Murathan MUNGAN

Neretva River, Bosnia and Herzegovina, May 2007


Buna Nehri-Buna River, Blagaj, Bosnia and Herzegovina May 2007


Copyright © 2009 Sibel Gögen

12 Nisan 2009 Pazar

Arka Bahçem ve Ilkbahar - Spring and My Backyard - Prolece i Moje Baštica - Frühling und meine Garten

Arka bahcemde menekşeler, violets in my backyard, April 2009 Ankara

Menekşe

Biz de bilirdik yâre giderken
Menekşe yollamasını
Ama arkadaşlar açtı
Yedik menekşe parasını
...
Nazım Hikmet Ran

Arka bahcemde menekseler, Violets in my backyard, April 2009 Ankara

Bir eflatun menekşe
Sevdalı bir
menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.
başkasının sevinci
onun da sevinciydi
inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.
geceleyin,
kuş uçar
uyanır menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.
sevdalı menekşem
hercai eflatunum
üzgünüm
seni ben
soldurdum
seni ben öldürdüm
bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.
Dr. Behçet Aysan


Bir dilek tut! Arka bahcem, Mayis 2008 Ankara- Make a wish, My backyard May 2008 Ankara



Arka bahcemde erik agaci- Plum tree in my backyard, April 2009 Ankara

...

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi
Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan

Ataol Behramoğlu
...

Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara, My backyard, April 2009

Cim bom, arka bahcem, Nisan 2008 Ankara - Cim bom, my backyard, April 2008
YARIDA KALAN BİR BAHAR YAZISI
Vurdu kalın parmaklar
yazı makinamın dişlerine.
Kâğıtta her harfi majiskülle dizilmiş
üç kelime var ;
BAHAR
BAHAR
BAHAR...
Ve ben şair musahhih
ve ben hergün
iki liraya
2.000 kötü satır okumaya
mecbur olan adam,
ve ben
neden
bahar geldi de hâlâ
muşambası kopuk
kara bir koltuk
gibi oturmaktayım?
Kasketini kendi kendine giydi kafam,
fırladım matbaadan
sokaktayım .
Yüzümde mürettiphanenin
kurşunlu kiri,
cebimde 75 kuruşum var.
HAVADA BAHAR...
Nâzım Hikmet RAN

Arka bahcemde erik agaci, Nisan 2009, Ankara - Plum tree in my backyard, April 2009 Ankara


Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara - My backyard, April 2009 Ankara


Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara - My backyard, April 2009, Ankara

Arka bahcemde pembe sumbuller, Nisan 2009, Ankara - Pink hyacinth in my backyard, April 2009 Ankara

Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara - My backyard, April 2009, Ankara



Arka bahcemde kirmizi sardunyalar, Nisan 2009 Ankara - Red geraniums in my backyard, April 2009 Ankara

Arka bahcem, Nisan 2008, Ankara - My backyard, April 2008, Ankara


Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara - My backyard, April 2009, Ankara

Arka bahcem, Nisan 2009, Ankara - My backyard, April 2009, Ankara


Copyright © 2009 Sibel Gögen

10 Nisan 2009 Cuma

Rüzgar -Vetar -Wind

Blown away, Ankara April 2008

...

RÜZGÂR

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim.
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.
Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir.
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.
Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.
Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.
Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
Kıraçlarda mavi dikenler...
Toz toprak gözlerine gitmiştir.
Kentlere de uğramış ki yanımdan geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.
Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
Alıp gitmiştir.
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim.
Soraydım söylerdi herhalde
Soramadım.

Cahit Külebi (1917-1997)
...
Dandelion clock, December 2007, Ankara



Thorny cotton candy, Ankara October 2008

...Yıldızlar

rüzgâr

ve su.

Başüstünde bir gemici korosu

su gibi, rüzgâr gibi, yıldızlar gibi bir türkü söylüyor,

yıldızlar gibi

rüzgâr gibi

su gibi bir türkü...

Nazım Hikmet Ran (Bir Gemici Türküsü)

Gone with the wind, Ankara April 2008


Dandelion clock in the poppy field, May 2008 Ankara

Dandelion alone, December 2007, Ankara

Dandelion clock, Ankara June 2008


Dandelion clock in the poppy field, Ankara May 2008


Dandelion clock, Ankara June 2008


Copyright © 2009 Sibel Gögen

© 2008 Tüm hakları Sibel Gögen'e aittir.© All rights reserved by Sibel Gögen